Dr. Esra Albayrak’ın mesajları şöyle:
“DİJİTAL MECRADAN ÇOCUĞU KORUMALIYIZ”
“Bir kullanıcıyla muhatap olduğunda yüzde 40’ların üstünde manipülasyon yapıyor, alaycılık yapıyor, küçümseme tavrı gösteriyor. Dolayısıyla şunu görmek lazım; mevcut makineler her ne kadar mükemmelleşse de her ne kadar günübirlik hayatımızı kolaylaştırıyor gibi görünse de kendi içinde barındırdığı çok zehirli, karanlık, yaşadığımız toplumda beğenmediğimiz pek çok şeyi aslında yineleyen ve belki biraz daha sinsi bir hale getiren bir algoritmaya sahip. Dolayısıyla bizlerin yetişkinler olarak çocuklarımıza karşı en temel sorumluluğu iyimser bir tavır içinde olmamak. Dijital mecra karşısında çocuklarımızı korumak zorundayız. Bunun özgürlüklerle hiçbir alakası yok, bunun ifade özgürlüğüyle hiçbir alakası yok. Çocuğunuza bile bile zehir vermezsiniz, bozuk bir yemeği yedirmezsiniz. Hatta biz Türk anneleri çok korumacı oluruz; yani serin havada üzerine bir mont geçirmeden dışarı çıkarmayız yani. O rüzgarın tenine değmesine bile kıyamayız yani. Öyle bir toplumda yetiştik hepimiz. Dolayısıyla bizler olsa olsa bilmediğimiz için bu mecraları bu kadar denetimsiz bir şekilde çocuklarımıza bırakıyoruzdur. Dolayısıyla bizlerin yetişkinler olarak farkında olması lazım. Yoksa işte Kahramanmaraş’ta, Şanlıurfa’da yaşadığımız hadiselerin Türk toplum kodlarıyla, Türk medeniyet kodlarıyla uzaktan yakından anlaşılabilir bir tarafı yok. Yoksa işte Kahramanmaraş’ta, Şanlıurfa’da yaşadığımız hadiselerin Türk toplum kodlarıyla, Türk medeniyet kodlarıyla uzaktan yakından anlaşılabilir bir tarafı yok.

“DİJİTAL MECRALAR BAĞIMLILIK YAPIYOR”
Küreselleşen bir dünyada dijitalleşme bütün ülkelerin meselesi ve bu dijital mecralarda yetişen çocuklar sanki bizlerin çocukları değil. Dolayısıyla çocuklarımızdan elimizi çekmemek gibi bir sorumluluğumuz var. Bu alanın tehlikelerine karşı korumak sorumluluğumuz var. Ailelere çok iş düşüyor ama ailelerle ben çok muhatap oluyorum; onlar da haklı olarak ‘ya biz nasıl koruyacağız ki’ diyorlar. Yani o kadar cazip ki. Dijital mecraların bağımlılık yapmak gibi bir meselesi var. Yapmak zorundalar. Yeşilay’da yıllarca ben tütün bağımlılığıyla mücadele için çok çabaladım. Uyuşturucu, alkol, dijital… Hepsi bunun bir parçasıydı. Ama şunu gördüm; bağımlılık meselesinde çalışan herkes bilir ki ortak bir mekanizma var. O mekanizmayı işlettiğinizde tutuyor. Yani sektör kazanıyor. Milyarlarca dolar para dökülen bir sektörden bahsediyoruz. Bu sektör dijitalde daha da büyük.
“MİLYARLARCA DOLARLIK BİR AV MESELESİ VAR”
Oyun şirketlerini düşündüğünüzde, işte yapay zeka şirketlerini düşündüğünüzde milyarlarca dolarlık bir av meselesi. Dolayısıyla biz avcıyı tanıyoruz, av olanın da çocuklarımız olmasını istemiyoruz. Haluk Dursun Hoca’nın söylediği çok sevdiğim; yani evlatlarımızı, kuzularımızı kurda yem etmeyeceğiz yani. Bunun için çabalamak zorundayız.

“TÜRKİYE’DEKİ DÜZENLEME DÜNYANIN EN İDEAL YASALARINDAN BİRİ OLDU”
Devlete düşen işler var. Yakın zamanda oluşturulan dijital mecralarla ilgili düzenlemeyi çok önemli buluyorum. Dünyada da en ideal yasa çalışmalarından bir tanesi oldu. Şimdi bundan sonrası bizlerin kolaylaştırması gereken şeyler var. Sivil topluma çok iş düşüyor. TÜGVA’nın bu çalışmasını ben taşın altına elini koymak olarak değerlendiriyorum. Ailelerin de işini kolaylaştırmamız gerekiyor. Ailelerin çocuklarını, özellikle de çok uzun bir yaz tatilinde nasıl, neyle meşgul edeceklerini hem zihnen hem bedenen hem manen bilmediklerini görüyorum. Dolayısıyla zorlandıklarını görüyorum. Hele çalışan anne babaların hanelerinde işin daha da zor olduğu tabii ki çok anlaşılabilir bir şey. Bu kampların bila bedel olması hakikaten bir toplumsal iyilik hareketi olduğunun bir başka delili. Emek veren bütün hocalarımızı ben bu yüzden tebrik ediyorum.
Şunu hiçbir zaman unutmamamız gerekiyor; insan toplumsal bir varlık. İnsan tek başına kaldığında bir makinenin başında iyileşebilecek bir varlık değil. ‘İnsan insanın yurdudur.’ Bizim buna yeniden, bu ayara yeniden dönebilmek için insanın ancak insan karşısında duygularını keşfedebileceğini, ancak insanla temas halindeyken kibrini, riyasını, kıskançlığını, merhametini, cömertliğini tecrübe edebileceğini veya gözlemleyebileceğini biliyoruz. Dolayısıyla bunun için alanlar açmamız lazım, güvenli alanlar açmamız lazım. TÜGVA yaz kamplarının bu güvenli alanı sağladığını hem de gönüllüler üzerinden bunu sağlayabildiğini görüyorum. Danışman pek çok hoca ile çalıştıklarını biliyorum eğitim programlarını düzenlerken. Bir eğitimci olarak, bir anne olarak ben çok teşekkür ediyorum. İnşallah bu sene hedefledikleri 500 bin yavrumuzu kamplarla buluşturma noktasında da başarıyı sağlayabiliriz. En ufak bir adımın içinde olduğumuz bu depresif, bu bunalım halini rahatlatacağına inanıyorum. Çok teşekkür ediyorum, sağ olun, var olun. Bugün gösterdiğiniz teveccüh için sizlere de ayrıca teşekkür ediyorum.”
1
İkinci pilot rahatsızlandı! İstanbul-Manchester uçağı Köln'e acil iniş yaptı
1015 kez okundu
2
Kütahya'da 4.1 büyüklüğünde deprem
866 kez okundu
3
IŞIK ÖKTE KİMDİR? Işık Ökte Neden Gözaltına Alındı, Kaç Yaşında, Nereli? Borsa Manipülasyonunda Gözaltı Kararları!
858 kez okundu
4
30 Eylül 2025 Salı gününün son dakika önemli gelişmeleri! (CNN TÜRK 11.30 bülteni)
831 kez okundu
5
İletişim Başkanı Duran'dan Türkiye'ye getirilen aktivistlerle ilgili paylaşım
822 kez okundu