DOLAR 45,2504 0.02%
EURO 52,9717 0.04%
ALTIN 6.612,12-0,19
BITCOIN 36660981,23%
Manisa
19°

AÇIK

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

Bakan Kacır: Avrupa'daki karar vericiler Türkiye ile çok daha sıkı iş birliğine yönelmelidir

Bakan Kacır: Avrupa'daki karar vericiler Türkiye ile çok daha sıkı iş birliğine yönelmelidir

ABONE OL
6 Mayıs 2026 01:07
Bakan Kacır: Avrupa'daki karar vericiler Türkiye ile çok daha sıkı iş birliğine yönelmelidir
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Kaynak: DHA

Savunma, havacılık ve uzay sanayiinin dev buluşması SAHA 2026, İstanbul Fuar Merkezi’nde kapılarını açtı. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı; TÜBİTAK, KOSGEB, Türk Patent ve Marka Kurumu, TUA ile TSE’den oluşan “Teknoloji Ordusu” ile fuarın en stratejik katılımcısı olarak yerini aldı. Bakanlık standından bu yıl Antalya’da gerçekleşecek 77. Uluslararası Uzay Kongresi tanıtımı için de IAC 2026 alanı oluşturuldu. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, bin metrekareyi aşan devasa bir alanda, Türkiye’nin tam bağımsızlık vizyonunu temsil eden yerli ve millî çözümlerini sergiliyor. Bakanlık çatısı altında birleşen kurumlar, sadece birer katılımcı değil; Türkiye’nin Ar-Ge, standartlaştırma, fikri mülkiyet ve KOBİ gücünü birleştiren bir ekosistem olarak fuarda gövde gösterisi yapıyor.

Bakan Kacır, İstanbul Fuar Merkezi’nde düzenlenen SAHA 2026 Uluslararası Savunma Havacılık Uzay Sanayi Fuarı Açılış Töreni’nde konuştu.

Kacır konuşmasında, küresel savunma sanayinin yeniden şekillendiği bu dönemde, SAHA EXPO’nun stratejik iş birliklerinin, yenilikçi fikirlerin ve yüksek teknoloji odaklı ortaklıkların buluşma zemini olacağına inandığını ifade etti.

Bakan Kacır, konuşmasında şu ifadeleri kullandı:

SAHA EXPO BAŞARISI: SAHA Expo alanını ziyaretiniz süresince eşine az rastlanır bir deneyim yaşayacaksınız. Dünyanın en büyük savunma sanayii şirketleri arasında yer alan, dev Türk savunma sanayii kurumlarının proje ve sistemlerini göreceksiniz. Harp paradigmasını değiştiren, alanında en yenilikçi ürünlere şahit olacaksınız. Ama bunların da ötesinde büyük şirketlerimizden KOBİ’lerimize, araştırma enstitülerimizden teknoloji girişimlerimize adeta dağıtık bir ağ gibi işleyen üretim zekasını fark edeceksiniz. Elde ettiğimiz başarıların ardında, dev bir ekosistem olduğunu gözlemleyecek, bu iş birliği yapısının Türk savunma sanayiinin alameti farikası olduğunu tespit edeceksiniz. Rakipleri henüz tasarım aşamasındayken seri üretime geçmeyi başarmış, en temel bileşenlerde dahi kısıtlamalarla karşılaştığında yoluna devam etmesini bilmiş, asla yılmayan, pes etmeyen ve Türk Milletini havada, karada, denizde, uzayda, siber alanda yeniden çok güçlü şekilde tarih sahnesine çıkarmayı başaran alın terini, akıl terini göreceksiniz. Bu büyük başarıda emeği geçen herkesi yürekten kutluyorum.

AVRUPA’NIN İHTİYAÇ DUYDUĞU ÇÖZÜM ORTAĞI TÜRKİYE: Savunma ürünlerinde yüzde 80 dışa bağımlı olan ve güvenlik tehditleri karşısında savunma kapasitesini tahkim etmeye yönelen Avrupa’nın ihtiyaç duyduğu çözüm ortağının Türkiye olduğunu bu vesileyle ifade etmek isterim. Sektörümüz; sahada oyun değiştirici rolü kanıtlanmış, yüksek teknoloji odaklı ve maliyet etkin geniş bir ürün portföyüyle Avrupa savunma ekosisteminin ihtiyaç duyduğu çözümleri sağlayabilecek konumdadır. Türkiye’nin Avrupa’nın güvenliğine eşsiz katkılar sunabileceği gerçeğini görmezden gelmek isteyenler, Türkiye’nin yükselişini yavaşlatamaz fakat Avrupa’nın teknolojik ihtiyaçlarını karşılamakta zaafiyet yaşamasına neden olabilirler. Türkiye’nin dışarda tutulduğu herhangi bir program, Avrupa’yı telafisi güç stratejik kayıplarla baş başa bırakacaktır. Avrupa’daki karar vericiler, miyop yaklaşımlara teslim olmadan, vizyoner bir perspektifle Türkiye ile çok daha sıkı bir iş birliğine bir an evvel yönelmelidir. NATO standartlarında üretim altyapımız; Türk savunma sanayi ürünlerinin müttefik ülkelerin platformlarına hızla entegre edilebilmesine imkân tanıyor. Bu teknolojik uyum, tedarikçi ülkelerin operasyonel kabiliyetini genişletirken; bakım, modernizasyon, eğitim ve lojistik süreçlerinde önemli avantajlar sağlıyor.

Bakan Kacır: Avrupadaki karar vericiler Türkiye ile çok daha sıkı iş birliğine yönelmelidir

YAPAY HUZUR İKLİMİNİN BEDELİ: 21. asrın ikinci çeyreğine adım atarken, dünyada amansız bir bölüşüm mücadelesine şahit oluyoruz. Ne yazık ki İkinci Dünya Savaşı sonrasında barışı koruma umutlarıyla inşa edilen küresel düzen; dünyanın dört bir yanında şiddetlenen çatışmalar karşısında vaat ettiği huzur, güvenlik ve istikrarı sağlayamıyor. Meşru hak arama zeminlerinin zayıfladığı ve uluslararası hukuka güvenin aşındığı bu ortamda; uzlaşmazlık aktörleri diplomasi yerine güç kullanımını daha fazla tercih ediyor.  Uzun yıllardır savunma harcamalarını kısan, başka ülkelerin oluşturduğu güvenlik şemsiyesine kayıtsız itimat eden ülkeler; yapay huzur ikliminin bedelini bugün ağır biçimde ödüyor.

GÜVENLİK KAPASİTESİNİN YENİ GERÇEKLİĞİ: Diğer yandan, teknolojide yaşanan gelişmelerle birlikte değişen ve dönüşen tehdit karakterleri, güvenlik rekabetini klasik harp sahalarının çok ötesine taşıyor. Artık bir ülkenin güvenlik kapasitesi, yalnızca kara sınırlarını, hava sahasını ve deniz yetki alanlarını koruma gücüyle değil; siber alanda, dijital altyapılarda ve uzayda kurduğu teknolojik hâkimiyetle de ölçülüyor. Bu yeni gerçeklik karşısında ülkeler, caydırıcılıklarını artırmak ve savunma ihtiyaçlarını karşılamak için çok daha yüksek maliyetleri göze alıyor.

BÜTÜNCÜL BİR SAVUNMA SANAYİ: Bakınız, küresel savunma harcamaları son 10 yılda yüzde 41 artarak 2,9 trilyon dolara ulaştı. Hız kesmeyen jeopolitik gerilimler bu artış ivmesinin yükselerek devam edeceğine işaret ediyor. Ancak bilinmelidir ki; savunmaya ayrılan devasa bütçeler güvenlik hedeflerini teminat altına almak için tek başına yeterli değildir. Ar-Ge ile, test altyapılarıyla, seri üretim kabiliyetleri ve insan kaynağıyla bütüncül bir savunma sanayi kurmak; tam bağımsızlığın ve yüksek caydırıcılığın vazgeçilmez şartıdır. Türkiye olarak, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde her daim bu anlayışla hareket ettik.

SAVUNMA SANAYİ EKOSİSTEMİ: Uzun dönemli Ar-Ge, yatırım ve tedarik planları hazırlayarak; nitelikli insan kaynağına yatırım yaparak, dünyada az sayıda ülkede bulunan bir savunma sanayii ekosistemini ülkemizde oluşturduk. Ana platformlardan alt sistemlere ve kritik bileşenlere, her seviyede yerliliği ve milliliği önceleyerek; savunma tedarikimizde yerli ürünlerin payını yüzde 20’lerden yüzde 80’lerin üzerine taşıdık. Bugün dünyada satılan her 3 Askeri İnsansız Hava Aracı’nın 2’sini Türk firmalarımız üretiyor. Kendi savaş gemisini tasarlayan, geliştiren, üreten 10 ülkeden biriyiz.

SAVUNMA SANAYİ KAZANIMLARIMIZ: Savunma sanayi gibi uzun soluklu bir alanda yalnızca son iki yılda hanemize eklediğimiz kazanımlar, teknolojide ulaştığımız seviyeyi net bir şekilde ortaya koymaktadır. Bu dönemde, beşinci nesil savaş uçağımız KAAN gökyüzüyle buluştu. Bayraktar TB3, kısa pistli bir gemiye iniş-kalkış yapmayı başaran ilk insansız hava aracı olarak dünya havacılık tarihine geçti. TÜBİTAK tarafından geliştirilen ve kalifikasyonu tamamlanan hava-hava füzelerimiz GÖKDOĞAN ve BOZDOĞAN ile dünyada bu teknolojiye sahip sayılı ülkeler arasına girdik. İnsansız Savaş Uçağımız Bayraktar KIZILELMA, ASELSAN’ın geliştirdiği AESA radar ve TÜBİTAK SAGE’nin GÖKDOĞAN Füzesi hedef uçağı başarıyla vurdu. SİHA sistemlerine hava-hava angajman kabiliyeti kazandıran ilk ülke TÜRKİYE oldu. Altay tankımız Silahlı Kuvvetlerimizin envanterine girdi.  Semalarımızı farklı irtifa ve menzildeki hava tehditlerine karşı koruyan Çelik Kubbe’nin unsurları devreye alındı. İlk milli jet eğitim ve hafif taarruz uçağımız HÜRJET, ses hızını aştı. Yakın zamanda uçağımızın ihracatı için imzalanan sözleşme ile ülkemiz savunma ve havacılıkta ulaştığı üst seviyeyi bir kez daha tescilledi. SANCAR insansız deniz aracımızla denizlerdeki insansız kabiliyetlerimizi daha da güçlendirdik.

Bakan Kacır: Avrupadaki karar vericiler Türkiye ile çok daha sıkı iş birliğine yönelmelidir

YERLİ VE MİLLÎ OLARAK GELİŞTİRMEYİ BAŞARDIK: Motor teknolojilerinde oluşturduğumuz kabiliyetlerle kara, hava, deniz ve füze sistemlerinde ihtiyaç duyduğumuz kritik çözümleri yerli ve millî imkânlarla karşılamaya başladık. Bugüne kadar elimizi zayıflatmak için ülkemize gizli-açık çok sayıda engelleme-kısıtlama uygulandı. Fakat hamdolsun, birileri bizden neyi esirgiyorsa çok daha iyisini yerli ve milli olarak geliştirmeyi, üretmeyi başardık. İftihar vesilesi savunma ürünlerimizin ardında; savunma sanayiimizi en üst düzeyde destekleyen güçlü siyasi irade ve Milli Teknoloji Hamlemizi sahiplenen aziz milletimizin desteği var.

YAŞ ORTALAMASI 34 OLAN 100 BİNİ AŞKIN ÇALIŞANIMIZ: 4 bini aşkın şirketimizde, araştırma kurumlarımızda ve üniversitelerimizde; gece gündüz demeksizin alın ve akıl teri döken, yaş ortalaması 34 olan 100 bini aşkın çalışanımız yalnızca Türkiye’nin değil; dost ve kardeş ülkelerin de caydırıcılığının teminatıdır. Türk firmaları sundukları teknoloji odaklı çözümlerle, kapsamlı ömür devri desteğiyle ve kullanıcı ülkelerin nitelikli personel ihtiyacını karşılayan eğitim programlarıyla; bugün dünyanın dört bir yanında tercih edilen, güvenilir çözüm ortaklarıdır.

SAVUNMA İHRACATINDA ŞİMDİLİK DÜNYANIN EN BÜYÜK 11. ÜLKESİYİZ: 2002’de 248 milyon dolar olan savunma ihracatımız, aktif savunma diplomasimiz ve firmalarımızın küresel pazarları hedefleyen yaklaşımları sayesinde geçtiğimiz yıl 10 milyar doları aştı. Savunma ihracatında şimdilik dünyanın en büyük 11. ülkesiyiz. Biliyoruz ki bu ivme de artarak devam edecek. Çünkü savunma sanayii firmalarımız her geçen yıl yeni kabiliyetler kazanıyor, üretim ve teknoloji geliştirme kapasitelerini istikrarlı biçimde büyütüyor. Kurdukları ortaklıklarla ve geliştirdikleri iş birlikleriyle küresel pazardaki konumlarını daha ileriye taşıyor.

YATIRIM VE AR-GE PROJELERİNİ DESTEKLİYORUZ: Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı olarak; savunma sanayimizin elde ettiğimiz kazanımları yeni başarılarla taçlandırması için kamu kurumlarımızın, özel sektör girişimlerimizin ve üniversitelerimizin yatırımlarını ve Ar-Ge projelerini güçlü şekilde destekliyoruz.  Son 23 yılda, teşvik sistemimizle toplam 460 milyar lira yatırım büyüklüğüne sahip bin 112 savunma sanayi yatırımının önünü açtık. 2002’den bu yana, TÜBİTAK burs ve destek programlarında 2 bin 142 savunma sanayi projesine, 4 bin 300 bilim insanı ile gencimize 64 milyar lira kaynak sunduk. Kuşkusuz tarih, teknolojik üstünlüğün harp meydanlarında büyük zaferlerin kapılarını araladığının ve güç dengelerini kökten değiştirdiğinin sayısız örneğiyle dolu.

SAVUNMA SANAYİSİNDE ELDE EDİLEN HER TEKNOLOJİK KAZANIM KALKINMANIN DESTEKÇİSİDİR: Ayrıca, savunma alanında inşa edilen yenilik kapasitesini yalnızca askerî bağlamda değerlendirmek eksik bir yaklaşım olacaktır. Kişisel bilgisayarlardan internete, uydu teknolojilerinden jet motorlarına hayatımızı büyük ölçüde dönüştüren pek çok devrimsel buluşun ardında savunma sanayinde yürütülen çalışmalar yatıyor. Dolayısıyla savunma sanayiinde elde edilen her teknolojik kazanım kalkınmanın en büyük destekçisidir. Yapay zekâ, hiper ölçekli veri işleme, siber güvenlik, hipersonik teknolojiler, otonom ve sürü sistemler, uzay, lazer ve enerji sistemleri, kuantum, biyoteknolojide kapasitesini artıran; bu teknolojileri güvenlik mimarilerine entegre eden; kabiliyetlerini nitelikli insan kaynağıyla sürdürülebilir kılan ülkeler küresel sahnede önümüzdeki dönemde büyük avantaj elde edecek.

Bakan Kacır: Avrupadaki karar vericiler Türkiye ile çok daha sıkı iş birliğine yönelmelidir

OYUN DEĞİŞTİRİCİ ROLÜ YÜKSEK TEKNOLOJİLERDE YETKİNLİKLERİMİZİ GENİŞLETİYORUZ: Teknolojide yaşanan paradigma değişimlerini doğru okuyarak, ülkemizi geleceğin harp teknolojilerinde söz sahibi ülkelerden biri hâline getirmeye kararlıyız. Bu anlayışla, oyun değiştirici rolü yüksek teknolojilerde yetkinliklerimizi genişletmek için harekete geçtik. Özellikle uzayı ülkemiz adına stratejik bir başlık olarak görüyoruz. Geçmişte sayılı ülkenin tekelinde olan uzay, fırlatma maliyetlerinde yaşanan düşüşle birlikte son yıllarda çok daha erişilebilir, rekabetçi ve stratejik sahaya dönüştü. Son 23 yılda uzay bilimleri ve teknolojilerinde oluşturduğumuz birikimle, uzayın sunduğu fırsatları değerlendirme imkanına sahibiz. Kurduğumuz tasarım, test ve mühendislik altyapısıyla halihazırda kendi uydularımızı geliştiriyor, test ediyor ve üretiyoruz.

MİLLÎ UZAY PROGRAMI: Küresel rekabetin bu yeni sahnesinde Türkiye’nin ufku elbette uydu teknolojileriyle sınırlı değil. Nitekim Millî Uzay Programı, Türkiye’nin uzay alanındaki yüksek iddiasının ve geniş vizyonunun nişanesidir. Programımızda yer alan Türk Astronot ve Bilim Misyonu kapsamında; astronotlarımız uzayda bilimsel çalışmalar icra etti. Uzaya bağımsız erişimi teminat altına alacak uzay limanımızın Somali’de inşasına başladık. Kendi mühendislerimiz ve bilim insanlarımızın geliştirdiği millî itki sistemine sahip uzay aracımızla Ay programını gerçekleştireceğiz. Fergani firmamızın çalışmalarını yürüttüğü Milli Küresel Konumlama Sistemiyle askeri operasyonlarımızın güvenliği açısından önemli riskleri bertaraf edeceğiz. 

IAC 2026: Bu yıl 5-9 Ekim tarihlerinde Antalya’da ev sahipliği yapacağımız 77. Uluslararası Uzay Kongresi de Türkiye’nin bu alandaki yükselen iddiasını, bilimsel kapasitesini ve teknoloji geliştirme gücünü dünyaya göstereceğimiz çok önemli bir platform olacak.

KÜRESEL ÜRETİMİN MERKEZ ÜSSÜ: Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde; ülkemizi küresel üretimin merkez üslerinden biri haline getirdik. Etkin Ar-Ge teşvik mekanizmamızla üretim kapasitemizin teknolojik derinliğini artırdık. 2002 yılında 41 milyar dolar olan ülkemizin imalat sanayi katma değerimizi 246 milyar dolara yükselttik.  Geleneksel ihracat pazarlarında rekabet gücümüzü artırarak, yeni ticaret ortaklıkları tesis ederek ve ürün çeşitliliğimizi genişleterek ihracat kapasitemizi daha ileriye taşıdık. İhracatımızı 36 milyar dolardan 276 milyar dolara çıkardık. Otomotivde 41,5 milyar dolar; kimyada 32 Milyar dolar; makinede 29 Milyar dolar ihracatı mümkün kılan bir üretim altyapısına sahibiz. Türkiye bugün, Çin’den sonra Orta Avrupa’ya kadar uzanan geniş kuşakta ürün ve pazar çeşitliliği açısından en önde gelen ihracatçıdır. Yakaladığımız yükseliş ivmesini Türkiye Yüzyılında yatırım, istihdam, üretim, icat ve ihracatta yazacağımız yeni başarı hikayeleriyle taçlandırmakta kararlıyız.

SANAYİ ALANLARI MASTER PLANI: Bu doğrultuda; Türkiye’yi yüksek katma değerli üretimin adresi haline getirecek yeni nesil teşvik mekanizmalarını devreye alıyoruz. Bir yandan da sanayimizin Anadolu’nun tamamına daha dengeli biçimde yayılması, üretim altyapımızın planlı şekilde büyümesi için kapsamlı adımlar atıyoruz. Sanayimizin gelecek 30 yılına ışık tutacak, planlı sanayi alanlarımızın büyüklüğünü 160 bin hektardan 350 bin hektara çıkaracak Sanayi Alanları Master Planı’nı hazırladık. Mega endüstriyel bölgeler  kurguladığımız yeni sanayi alanlarıyla beraber, savunma sanayi üretimimizi geniş bir coğrafyaya yayacak, Anadolu’da yeni savunma sanayii kümelenmeleri oluşturacağız.

Bakan Kacır: Avrupadaki karar vericiler Türkiye ile çok daha sıkı iş birliğine yönelmelidir

SİVİL SANAYİMİZDEKİ BİLGİ VE TECRÜBE BİRİKİMİNİN SAVUNMA SANAYİİMİZE KAZANDIRILMASI: Tabi savunma sanayiinde geliştirilen kabiliyetlerin sivil alanlara aktarılması, yüksek teknoloji odaklı kalkınmamız için büyük önem taşıyor. Ancak bunun kadar öncelikli ve önemli gördüğümüz bir husus, sivil sanayimizdeki bilgi ve tecrübe birikiminin savunma sanayiimize kazandırılmasıdır. Savunma sanayimizin yükselişini hızlandırmak için üretim ve Ar-Ge süreçlerine yeni bir bakış getirmeliyiz. Otomotiv ve mobiliteden bilişime, telekomünikasyondan sivil havacılığa, enerjiden malzeme ve kimyaya, elektronikten makineye, sağlık ve biyoteknolojiden tekstile farklı sektörlerin sağladığı kabiliyetleri bu doğrultuda değerlendirmek arzusundayız. Üretim tecrübesine ve kapasitesine sahip olduğumuz bu alanlardaki yetkinliklerimizin savunma sanayiine aktarılması; sektörümüz için daha hızlı prototipleme, daha çevik ürün geliştirme, Ar-Ge süreçlerini daha kısa sürede tamamlama, seri üretime daha hızlı geçiş anlamına geliyor. Daha açık ifadeyle… Tüm imalat süreçlerinde daha hızlı ve daha yüksek adetlerde üretim yapmanın yollarını, yöntemlerini hızla keşfetmeliyiz. Ve halihazırda Ankara ve İstanbul çevresinde yoğunlaşmış savunma sanayii kümelenmelerini Anadolu’nun güçlü üretim merkezlerinde hızla çoğaltmalıyız.

EKOSİSTEM AKTÖRLERİNİN BİRLİKTE ÜRETME VE GELİŞTİRME İRADESİ: Elbette savunma sanayinde hedeflerimize ulaşmanın anahtarı; kamu kurumlarımız, özel sektörümüz, araştırma merkezleri ve üniversitelerimiz arasındaki iş birliği ve eş güdümün sağlanmasıyla mümkündür. Büyük firmalarımızla KOBİ’lerimiz arasında iş birliğinin güçlenmesi kıymetlidir. Ekosistem aktörlerinin birlikte üretme ve geliştirme iradesini tahkim eden SAHA İstanbul; bu açıdan ülkemiz için son derece kıymetli bir platform. Özellikle, bu fuar vesilesiyle SAHA İstanbul Yönetimi tarafından yapılan ‘81 ilde dron üretim merkezleri’ çağrısını çok değerli bulduğumu ifade etmek istiyorum. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı olarak bu süreçte de en büyük katkıyı sunmak için gerekeni yapacağız. SAHA İstanbul’un Türk savunma sanayi firmalarının uluslararası iş birliklerini güçlendirmesi için ortaya koyduğu başarı da takdire şayan. Şunu özellikle vurgulamak isterim: bilgi, teknoloji, tecrübe ve üretim kabiliyetinin paylaşıldığı; karşılıklı güvene dayalı ve tüm taraflara değer üreten ortaklıklar kurmak Türkiye olarak temel ilkemizdir. SAHA EXPO, bu doğrultuda somut adımların atıldığı, tüm katılımcılar için verimli ve ufuk açıcı bir buluşma zemini olacaktır.

source

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP

SON DAKİKA HABERLERİ

300x250r
300x250r

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.