DOLAR 45,2057 0%
EURO 53,0405 -0.11%
ALTIN 6.702,45-0,19
BITCOIN 35351761,18%
Manisa

KAPALI

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

Dünyanın ısınması boyumuzun uzamasını durdurabilir mi?

Dünyanın ısınması boyumuzun uzamasını durdurabilir mi?

ABONE OL
2 Mayıs 2026 10:33
Dünyanın ısınması boyumuzun uzamasını durdurabilir mi?
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Geçtiğimiz 150 yıl boyunca insan türü olarak dikkat çekici bir şekilde “büyüme atağı” geçirdik. Ancak artık bunun sonuna yaklaşıyor olabileceğimize dair işaretler var.

Olası nedenlerden birinin iklim değişikliği olduğu görülüyor.

Küresel ısınmanın, sıcak hava dalgaları ve nem artışı gibi aşırı hava olaylarını artırdığına dair çok sayıda kanıt var.

ABD’deki California Üniversitesi’nden bilim insanlarının yeni bir araştırması, bu koşulların, çocuklar henüz doğmadan önce bile, gelişimlerini engelleyebileceğini ortaya koydu.

Araştırma ekibi iklim değişikliğinin etkilerine karşı özellikle savunmasız olan Güney Asya’dan, beş ila yaş altı yaşlarında 200 bin çocuğu inceledi.

Araştırmacıların hesaplamaları henüz daha anne karnındayken, gebeliğin her trimesterinde (üç aylık dönem) 35°C’nin üzerindeki sıcaklıklara ve yüksek neme maruz kalan çocukların, yaşlarına göre beklenenden %13 daha kısa olabileceğini gösterdi.

Doğumdan beş yaşına kadar olan süreçteki boy uzaması, çocuğun genel sağlığı ve gelişimi açısından kilit bir gösterge olarak kabul ediliyor.

Boyumuzun uzunluğu her ne kadar genetik ile beslenme ve sağlık gibi diğer faktörlere bağlı olsa da, araştırmanın baş yazarı Katie McMahon, “Çalışma, iklim değişikliğiyle artan sıcaklık ve nemin, Güney Asya’da beş yaşına kadar olan çocukların ortalama boyunu düşürme riski oluşturduğunu gösteriyor” diyor.

“Küresel tablo belirsizliğini koruyor ancak önümüzdeki on yıllarda bu durum büyük ölçüde küresel ısınmayı azaltma ve uyum sağlamaya bağlı olacak” diye ekliyor.

“Zaten yüksek sıcaklık ve nem seviyeleriyle karşı karşıya olan diğer düşük ve orta gelirli ülkelerde de makul bir şekilde benzer sonuçları bekliyoruz.”

Dünya Bankası sınıflandırmasına göre, 120 ülke düşük ya da orta gelirli ülke kategorisinde.

İnsan boyunda “akordeon etkisi”

İnsanların çağlar boyunca, özellikle de büyük değişim dönemlerinde boy uzunluğunda büyük dalgalanmalar yaşadığı bilim insanlarınca bilinen bir gerçek.

Örneğin 10 bin yıl önce avcılık toplayıcılıktan tarıma geçiş, birden fazla araştırmanın da gösterdiği gibi, başlangıçta ortalama uzunluğa olumsuz etki yaptı.

Daha yakın dönemde, 2004’te ABD’deki Ohio State Üniversitesi’nden iktisat Profesörü Richard Steckel, çığır açıcı bir çalışma yayınladı.

Kuzey Avrupa’daki mezar alanlarından 9. yüzyıldan 19. yüzyıla kadar uzanan binlerce iskeletin boy verilerini inceledi ve ortalama boyun bu süreçte uzayıp kısaldığını, en kısa boyunsa 17. yüzyılda görüldüğünü ortaya koydu.

O dönemde Avrupa’da bir dizi değişiklik yaşanmış; şehirleşme artarak bulaşıcı hastalıklar yayılmış, tarımsal üretimde değişimler olmuş ve hatta “Küçük Buz Devri” diye anılan, 16. ve 19. yüzyıl arası süren bir soğuma dönemi yaşanmıştı.

Prof. Steckel çalışmasında, “Kuzey Avrupalı insanlar 1700’lerde yaklaşık 6,4 cm kısaldı ve 20. yüzyılın ilk yarısına kadar bu kayıp tam olarak telafi edilemedi” diyor.

Londra’daki Imperial College’da nüfus sağlığı alanında araştırmacı olan ve insan boyundaki eğilimleri inceleyen birçok makalenin yazarı Dr. Andrea Rodriguez Martinez, günümüzde de iklim değişikliğinin nüfus üzerinde benzer bir etki yaratabileceğinden endişe ediyor.

Dr. Martinez, “Birleşmiş Milletler’in (BM) tahminlerinde göre dünya genelinde yaklaşık bir milyar çocuk, iklim değişikliği nedeniyle ‘son derece yüksek risk’ altında. İklim değişikliğinin çocukların gelişimi ve genel sağlıklarına çeşitli şekillerde ciddi tehdit oluşturabileceğini söylemek haksızlık olmaz” diyor.

Küçülen Hollandalı devler

Genel bir bakışla 20. yüzyılda yaşam koşullarının boy uzunluğunda rolü olduğunu görebiliyoruz.

Küresel sağlık bilimcilerinden oluşan bir ağ olan NCD-RisC’in 2017’de yayımladığı araştırmada, 200 ülkeden 1896-1996 yılları arasında doğmuş kadın ve erkeklerin biyometrik verileri incelendi.

Söz konusu 100 yılda erkeklerin ortalama boyunun 162 cm’den 171 cm’ye, kadınların boyununsa 151 cm’den 159 cm’ye yükseldiği sonucuna ulaşıldı.

Araştırmada bazı ülkelerde artışın diğerlerine kıyasla daha fazla olduğu da görüldü. Örneğin İranlı erkekler 16,5 cm uzarken, Güney Koreli kadınların ortalama boyu 20,2 cm uzadı. Ölçeğin diğer ucundaysa sadece 1,5 cm uzayan Madagaskarlı kadınlar ve 1,27 cm uzayan Pakistanlı erkekler var.

Peki bu farklılığın nedeni ne?

Dr. Martinez, “Boydaki farklılıklar genellike genetikle açıklanıyor ancak beslenme, çevresel ve sosyoekonomik faktörlerin birleşimine de bağlı” diyor.

Besleyici gıdalara, temiz suya erişim ve tıbbi ilerlemelere erişim bu faktörlerden bazıları.

Ayrıca, özellikle ortalama boyun çok uzun olduğu bazı ülkelerde, insanlardaki büyümenin duraklama noktasına ulaşmış olabileceğine işaret eden veriler de var.

Dünyadaki en uzun boylu toplum Hollandalılar. Bunu yaşam koşulları, yüksek kaliteli gıdalar ve tıbbi ilerlemelere erişimdeki tarihi gelişmelere borçlular.

Hollanda’daki Wageningen Üniversitesi’nde sağlık ve toplum profesörü olan Kristina Thompson, “Bu bize yaşadıkları çevre ile sağlıklı ve uzun boylu insanlar arasında net bir bağlantı olduğunu gösteriyor” diyor.

Ancak Hollanda İstatistik Kurumu’na (CBS) verilerine göre Hollandalıların ortalama boyu düşüyor. 1980 doğumlu Hollandalı erkekler 19 yaşına geldiklerinde ortalama 183,9 cm uzunluğundaydı. 2001 yılında doğan erkeklerin 19 yaşındaki ortalama boyuysa 182,9 cm, yani bir cm daha kısa. Kadınlarda da aynı dönemde ortalama boy 170,7’den 169,3 cm’ye düştü.

Kurum tarafından yapılan açıklamada “daha kısa boylu ülkelerden gelen göçmenlerin Hollanda’da doğan çocuklarının” bunda bir etken olduğu ancak ebeveynleri de Hollanda’da doğmuş olan çocuklarda da aynı kısalmanın görüldüğü belirtiliyor.

Thompson, “Bu düşüşün sebebi hâlâ net değil. Beslenme kalitesi mi düştü? Çocukluk çağı obezitesi büyümeyi sekteye mi uğratıyor?” diye soruyor.

Eşitsizliklerin etkisi

Dünyanın en gelişmiş ülkelerinin küresel boy sıralamasının en üstlerinde olmaları şaşırtıcı değil.

Ancak bu sıralamalar değişebiliyor.

NCD-RisC verilerine göre 19. yüzyılda ABD dünyanın en uzun üçüncü ülkesiydi. Günümüzdeyse ilk 20’de bile değiller.

Bu tabii ki boylarının kısaldığı anlamına gelmiyor. 1996 yılında doğmuş bir Amerikalı erkek, 100 yıl önce doğan atalarından ortalama 6 cm uzundu. Sıralamada geriye düşmelerinin nedeni, dünyanın geri kalanının daha hızlı uzaması.

ABD’li bir iktisatçı ve antropometrik tarihin (insan ölçülerini tarihsel olarak inceleyen bilim dalı) öncülerinden John Komlos, aynı ülke içinde zamanla ortaya çıkan sosyoekonomik eşitsizliklere, özellikle sağlık hizmetlerine erişime işaret ediyor.

Komlos, “ABD, yoksul kesimlerin bile çocuklarını doktora götürebildiği refah devleti yaklaşımını benimseyen ülkelerin gerisinde kaldı” diyor.

Prof. Komlos ayrıca ABD’de özellikle çocuklar ve ergenlerde 20. yüzyıl ortalarından beri artan obeziteyi de bundan sorumlu tutuyor.

Resmi veriler Amerikan beslenme alışkanlıklarının son 20 yılda iyileşmeye başladığını gösterse de, verilere göre 18 yaş altı Amerikalı çocukların yarısından fazlası hâlâ besin değeri düşük gıdalar tüketiyor.

Komlos, “Tarih bize gösterdi ki bir toplumun büyümesini istiyorsanız her şeyden önce onları doğru şekilde beslemeniz gerekir” diye ekliyor.

İki Kore’nin ve iki Almanya’nın hikayesi

Kore, yaşam koşullarının fiziksel gelişimdeki etkisi üzerine etkileyici bir örnek oluşturuyor.

Ada, 1950’lerdeki savaşla Kuzey ve Güney olarak ikiye bölündü.

Güney Kore’deki Sungkyunkwan Üniversitesi’nden araştırmacıların 2011’de yaptığı çalışmaya göre, Kuzey Kore doğumlular, daha zengin olan güneydekilere kıyasla ortalama sekiz cm kısa.

Bu kadar bariz olmasa da benzer bir fark geçmişin iki Almanyası’nda da görülüyor. Almanya’nın 1949-1990 arası Doğu ve Batı olarak bölünmüş olduğu dönemde, batıda doğanlar, doğudaki komşularından ortalama 1 cm daha uzundu.

Büyümemiz nasıl durdu?

Bazı gelişmiş ülkelerde büyümenin zirveye ulaşmış ya da duraklamış olabileceğine dair kanıtlar mevcut. Bu durum gelişmekte olan ülkelerin arayı kapatması için de bir fırsat olabilir.

Bunun yanında, bazı bölgelerde sosyoekonomik koşullar gelişmeye devam ediyor olsa da, iklim üzerindeki insan kaynaklı etkilerin fiziksel gelişimimize engel oluşturabileceğine dair giderek artan bir şüphe var.

Katy McMahon, “Sıcaklık ve nemin en hızlı arttığı yerlerde yaşayanlar genellikle iklim değişikliğine adapte olmakta en büyük engellerle karşılaşan topluluklar oluyor. Tarım gibi açık alanlarda çalışan ve klimaya sınırlı ya da hiç erişimi olmayanlar için iklim değişikliği, gözlemlediğimiz olumsuz etkileri daha da büyütme ihtimali taşıyor” diyor.

BBC

source

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP

SON DAKİKA HABERLERİ

300x250r
300x250r

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.