GÜLİSTAN DOKU SORUŞTURMASINDA SON DURUM
“ Gülistan Doku ’nun kaybolması milletimizin vicdanında derin iz bırakan, son derece hassas bir dosyadır.” diye konuşan Çiftçi, “Bu dosyada temel önceliğimiz, maddi gerçeğin bütün yönleriyle ortaya çıkarılması ve kamu vicdanını tatmin edecek sonuca ulaşılmasıdır. Soruşturma Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde titizlikle yürütülmektedir. Dosyadaki tüm deliller yeniden değerlendirilmektedir.” diyerek son duruma ilişkin bilgi verdi.
Çiftçi, “Bakanlık olarak kamuoyuna yansıyan iddiaları da karşılıksız bırakmadık.” dedi.
GÜLİSTAN DOKU SORUŞTURMASINDA GELİNEN AŞAMA
17 Nisan 2026 tarihli onay emriyle, dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel’e yönelik iddialar ile delillerin karartıldığı yönündeki beyanların araştırılması amacıyla iki Mülkiye Müfettişi’nin görevlendirildiğini hatırlatan Çiftçi, şöyle devam etti:
“Aynı tarihli onayla Tuncay Sonel görevden uzaklaştırıldı. 17 Nisan’da gözaltına alındı, 21 Nisan’da ilgili mahkeme tarafından tutuklandı. 20 Nisan 2026 tarihli onay emriyle ayrıca 2 Mülkiye Müfettişi ve 2 Polis Müfettişi daha görevlendirildi. Böylece hem iddiaların hem de soruşturma sürecinin etkinliğinin tüm yönleriyle incelenmesi sağlandı. Öldürme olayını aydınlatmış, 83 kasten öldürme faili firarisini yakalamış olması bu dosyadaki kapasite ve ciddiyetin de göstergesidir. Bu birikim ve tecrübe Gülistan Doku dosyasında da en ileri düzeyde kullanılmaktadır.”
Çiftçi, “Devletimizin güvenlik ve adalet çarkları işletilmektedir. Bundan sonrası için müfettişlerimiz iştirak ya da ihmal tespit ederse hiç kimsenin gözünün yaşına bakılmaksızın adalete teslim edilecektir. Hiç kimsenin suç işleme ve suça göz yumma imtiyazı olamaz.” dedi.
FAİLİ MEÇHUL CİNAYETLERİN AYDINLATILMASI
Bakan Çiftçi, “Faili meçhul dosyalar yeniden açıldığında, İçişleri Bakanlığı olarak bizden de bu konuda yardım istendiğinde, yani biz kendimize bağlı birimlerden, faili meçhullerin aydınlatılması noktasında geçmişe yönelik olarak bütün imkanlarımızı seferber edeceğiz. Ayrıca gerek Emniyet’te gerekse Jandarma bünyesinde özel ekiplerimiz faili meçhul cinayetlerin aydınlatılması için özel ekiplerle çalışmalar yürütüyor” dedi.
OKUL GÜVENLİĞİNE BEKÇİ VE GKK DESTEĞİ
Emniyet Genel Müdürlüğü bünyesinde 30 bin bekçi bulunduğunu belirten Bakan Çiftçi bu bekçilerin güneş battıktan sonra görev yaptığını söyledi. Bekçilerin gece dışında çalışma yetkisinin İçişleri Bakanına verildiğini kaydeden Bakan Çiftçi “Ben bu yetkimi 81 il valimize devrettim. Bunların çalışma saatlerini belirleme yetkisi artık il valilerimizde” diye konuştu.
Bakan şimşek hem bekçilerin hem de 50 bin güvenlik korucusu bulunduğunu terörsüz Türkiye’de bu köy korucularının valilerin veya jandarmanın uygun göreceği yerlerde faydalanılmaya başlandığını belirtti.
Bakan Mustafa Çiftçi şu değerlendirmelerde bulundu :
Milli Eğitim Bakanlığı’nın sorumluluk alanına giriyor ama Genel Bütçe’den okullara güvenlik görevlisi konusunda bir kadro verilebilir. Hizmet alımı şeklinde değerlendirilebilir, yani istihdam edilebilir. Uzun zamandır yürürlükte olan okullarda mevcut risk analizine göre yılda iki kez toplantı yapılan bir uygulama var. Burada risk analizi ağırlıklı olarak okulun bulunduğu semtteki sosyo kültürel ve ekonomik ortama asayiş olaylarına göre şekilleniyordu. Kahramanmaraş’ta saldırının yaşandığı olay, bu risk analizine göre risksiz gruptaydı. Şimdi bu yeni düzenlemeyle, risk analizini sil baştan yapıyoruz. Risk faktörüne öğrenciyi merkeze alan bir yaklaşımı koyuyoruz.
Birinci derece ve ikinci derece riskli olan okullarımızda zaten polisimiz var bizim. Üçüncü ve dördüncü derecede riskli olan okullarda da koordinasyon görevlilerimiz var. Yani bir sorun olduğunda, problem olduğunda irtibata geçilen kişiler mevcut.
Bir yandan okul polisimizle, bir yandan gece bekçilerimizle, onların çalışma saatlerini değiştirerek, güvenlik korucularımızla, belki Milli Eğitim Bakanlığı’na verilecek olan güvenlik kadrolarıyla bu iş biraz daha sürdürülebilir hale gelir. Ama şu mevcut haliyle bizim her okula iki polis vermemiz sürdürülebilir değil. Ülke genelinde 75 bin okul var. 150.000 kişiyi de orada çalıştırmamız uzun vadede sürdürülebilir değil.
SINIR GÜVENLİĞİ VE İRAN’LA İLİŞKİLER
Savaşın başladığı 28 Şubat tarihinden itibaren biz de zaten yakından olayları takip ediyoruz. Ben bununla ilgili iki defa bölgeye de gittim. Hem Van’a gittim hem de Ağrı’ya gittim. Gürbulak sınır kapısına, sıfır noktasına kadar gittim, oradaki gelişmeleri gözden geçirdim. Bölge valilerimizle, yani Hakkari, Van, Ağrı, Iğdır valilerimizle bu konuyu zaman zaman değerlendiriyoruz, toplantılar yapıyoruz. Savaşın başladığı günden bu yana sınırlarımızda herhangi bir hareketliliğin olmadığını söyleyebilirim.
Hatta İran’ın kendi vatandaşlarının bizim tarafa geçişleri, kendi vatandaşları açısından sınırlandırılmasıyla zaten geçişler tamamen de azalmış durumda. Mesela son 10 gün içerisinde bizim orada 3 tane sınır kapımız var Van’da. Şu anda yansıya da görebilirsiniz, orada yer alıyor mu bilmiyorum. Üç tane kapımızda %4, %4 ve %75 oranında geçişler azalmış durumda. Zaten 28 Şubat’tan bu yana ülkemize girişler, çıkışlar önceki dönemlere göre %25 – %30 oranında azalmıştı. Çünkü İran kendi vatandaşlarının bizim tarafımıza geçmesine müsaade etmiyordu ama kendi vatandaşlarını ülkesine kabul ediyordu. Bundan dolayı sınırlarımızda herhangi bir hareketlilik yok. Hareketlilik olmadığı için de, yani bizim güvenliğimizi tehdit eden bir durum olmadığı için de İran İçişleri Bakanı ile herhangi bir görüşmemiz olmadı. Görüşmemiz için bir sebep olmalı yani. Bir sebep olmadığı için de herhangi bir görüşme yapmadık. Daha çok görüşmeleri krizin sona erdirilmesi, yeniden barış ortamına dönülmesi, diplomasi kanallarının işletilmesi konusunda bildiğiniz gibi Dışişleri Bakanımız süreci yürütüyor.
TERÖRSÜZ TÜRKİYE SÜRECİ VE OPERASYONLAR
Terörsüz Türkiye süreci ile ilgili konunun bir Meclis ayağı var. Meclis ayağını TBMM takip ediyor. Komisyon, bu konuyla ilgili raporunu da hazırladı, işin bir tarafı o. Bir tarafı yine Cumhurbaşkanımızın liderliğinde, Dışişleri Bakanlığımız, MİT Başkanlığımız, Milli Savunma Bakanlığımız bir süreç yürütüyor aktif olarak. Sayın Devlet Bahçeli de bu sürece güçlü destek verenlerden birisi, başından itibaren.
Biz de İçişleri Bakanlığı olarak Terörsüz Türkiye sürecini yakından takip ediyoruz.
Süreci sabote etmek isteyen, provoke etmek isteyenlere karşı hem gözlemliyoruz hem de operasyonlarımızı artırdık. Yani kimse bu süreci zehirlemeye çalışmasın diye… Önceki süreçler bir şekilde akamete uğramıştı, inşallah bu sefer sürecin başarıyla neticelenmesi için biz İçişleri Bakanlığı olarak bununla yakından ilgileniyoruz. Mesela PKK terör örgütünden bu yılın başından itibaren 83 terörist ikna yoluyla teslim olmuş durumda. Bir yandan onunla da ilgili çalışmalarımız Emniyet ve Jandarma istihbarat birimleri tarafından devam ettiriliyor. 12 Mayıs 2025 tarihinden bu yana da ikna ile teslim olmaya, ikna edilen kişi sayısı 168. Bu da işin önemli taraflarından birisi. Sürecin akamete akamete uğramaması için elimizden gelen gayret ve desteği, lojistiği veriyoruz. Dini istismar eden terör örgütlerine yönelik olarak, FETÖ’ye yönelik olarak, marjinal sol gruplara yönelik olarak yaptığımız operasyonlarımızı da artırarak sürdürüyoruz.
10 BİN POLİS 2 AY ÖNCE MEZUN OLUYOR
Polis okullarındaki 10.000 adayımızın mezuniyetini iki ay öne aldık. Bu taze kanla birlikte 12/36’ya geçebileceğimizi değerlendiriyoruz. Fazla çalışma saatleri konusunda da Maliye Bakanlığımızla görüşmelerimizi tamamladık; 12/36’ya geçmemiz durumunda 2027 yılından itibaren fazla mesai ücretlerinin ödenebileceği konusunda mutabakata vardık. Tabii Strateji Başkanlığı’nın da onayını almamız gerekiyor.
Kira yardımı konusunda ise İstanbul Valimizle görüştüm. Polis teşkilatına lojman olarak verilmek üzere İstanbul’dan daire almayı planlıyoruz, bunu ilk olarak oradan başlatacağız.
Maaş eşitlemesi konusu, jandarmanın eskiden Genelkurmay’a bağlı askeri personel sayılmasından gelen bir durum. Şu an sadece İçişleri’ne bağlı bir kolluk kuvveti olmalarına rağmen eşitleme yapabilmek için kanuni düzenleme ve ciddi bütçe gerekiyor. İran savaşının bütçeye getirdiği yükleri de göz önünde bulundurunca, bunun bu sene gerçekleşmesini çok mantıklı görmüyoruz.
GÖÇMENLER
Göreve geldiğimden bu yana Göç İdaresi ve deport konuları en çok şikayet aldığımız başlıklardı. Teftiş Kurulumuza talimat verdim; 25 ildeki 32 geri gönderme merkezinin tamamını müfettişlerimiz inceliyor. Kafkaslar, Filistin veya Gazze gibi bölgelerden gelen, tehlike altındaki kişilerin iadelerinde mağduriyet yaşanmaması adına bu denetimleri sıklaştırdık.
“DEVLET VATANDAŞINA TUZAK KURMAZ”
“Devlet vatandaşına tuzak kurmaz” diyerek tuzak radar uygulamasını sonlandırmıştım. Buna rağmen hız tahditlerine riayet arttı.
1
Dışişleri Bakanlığı’nın yeni yerleşkesinin temeli yarın atılacak
2013 kez okundu
2
Hatay’da korku dolu anlar: Elinde bıçakla çatıya çıktı
1839 kez okundu
3
Bartın’da bir haftada araması bulunan 6 kişi yakalandı
1197 kez okundu
4
Hatay’da kayınvalidesini silahla vurdu
1193 kez okundu
5
Batman’da ortalık karıştı: Biri polis 8 kişi yaralandı
1110 kez okundu
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.